MUTLULUK REÇETELERİ
TESTLER

Serbest Radikal Ölçüm

Serbest Radikal Ölçüm

Serbest Radikaller ve Oksidatif Stress


Vücudumuzdaki tüm hücrelerin oksijene ihtiyacı vardır. Oksijen yaşamın temelidir.Ancak diğer bir yandan oksijen, hücrelerimizde yandığında serbest radikal adı verilen zararlı maddeler de açığa çıkar. Bu serbest radikaller hücrelerimize zarar verir.


Ultraviole ışınlar, radyasyon, tarım ilaçları yanmış gıdalar, katkı maddeleri, sigara, alkol, egzoz dumanı ve stres gibi çevresel faktörler de vücudumuzda serbest radikal oluşumunu artırır. Serbest radikallerin neden olduğu oksidatif stres sonucu vücudumuzda meydana gelen hücre hasarı; kanser, kalp damar hastalıkları, artrit, DNA hasarı, bağışıklı sistemi yetmezliği ve erken yaşlanma gibi birtakım sağlık sorunlarına yol açar.


Nasıl Ölçülür


Kanda H2O2 (hidrojen peroksit) ölçümü ile oksidatif stres düzeyi ölçülebilir. Kanda hidrojen peroksit düzeyinin 2,25 mmol/L?in üzerinde olması oksidatif stres düzeyinin yüksek olduğunun bir göstergesidir.


Kanda Yüksek Serbest Radikal Düzeyi Hangi Hastalıklara Yol Açar?



  • Kardiovasküler hastalıklar

  • Ateroskleroz

  • Çeşitli kanser türleri

  • Diyabetik komplikasyonlar

  • Nörodejeneratif hastalıklar (Parkinson, alzeimer)

  • Hücre hasarı ve erken yaşlanma


Kimlerde Oksidatif Stres Daha Yüksek Düzeylerdedir?



  • Hormon replasman tedavisi alanlar

  • Sigara ve alkol kullananlar

  • Yaşlılar

  • Kronik hastalığı olanlar

  • Yoğun stresli hayatı olanlar

  • Hazır gıda tüketimi fazla olan kişiler

  • Obezler

  • Yüksek kolesterolü olanlar

  • Çok sayıda ve düzenli ilaç kullananlar

  • Fiziksel olarak inaktif olanlar

  • Mesleği gereği yüksek radyasyona ve kimyasallara maruz kalan kişiler (doktor, hemşire, kimyager gibi)

  • Hamileler


Antioksidan Besinler


Antioksidan besinler, hücrelerimizi serbest radikallerin zararlı etkilerine karşı koruyan , serbest radikalleri süpüren besinlerdir. Antioksidan özelliği ile ön plana çıkan besin öğeleri beta karotenler, C vitamini, E vitamini, selenyum ve çinko ve Omega 3'lerdir. Her antioksidan kendine ait biyolojik işlevi yerine getirir. Suda eriyen C vitamini hücre içi ve dışı sıvılarda serbest radikallerle savaşır. E vitamini ve beta karoten ise lipit ve yağ dokularında bulunurlar. Antioksidanlar beraber çalıştıkları için herhangi birinin yetersiz alımı durumunda diğerlerinin yararlarını engellerler.


Oksidasyon kaynaklı hasar çok bilinen bir durumdur. Örneğin oksijenle temas etmeleri durumunda yağın acıması yada kesilen elmanın oksijenle temas eden yüzeyinin hızla kahverengileşmesi gibi. Eğer elmayı kestikten sonra limon gibi c vitamini içeriği yüksek bir sıvıda bekletirsek beyaz kaldığını görürüz. Yine bitkisel yağlara E vitamini eklenir ki acılaşma süresi uzasın. Vücudumuzda da benzer şekilde gelişir metabolik olaylar. İşte serbest radikallerin sebep olduğu oksidasyon sonucu gelişen birçok kronik hastalığın oluşumunu engellemek yada geciktirmek için antioksidan besinler çok değerlidir.


Beslenmemizde Nelere Dikkat Etmeliyiz?



  • Sebze, meyve ağırlıklı beslenilmeli.

  • Yanmış, tütsülenmiş, kömür ateşinde pişen besinlerden uzak durulmalı.

  • Katkı madde içeriği yüksek besinler tüketilmemeli.

  • Organik tarım ürünleri kullanılmalı.

  • Hazırlama ve pişirme yöntemlerine dikkat edilmeli. Buharda pişirme tekniği tercih edilmeli.

  • Her gün düzenli olarak bitkisel Omega 3 kaynağı olan ceviz, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve keten tohumu tüketilmeli.

  • Hayvansal Omega 3 kaynağı olan balık tüketimine ağırlık verilmeli. Hatta hergün 1 tablet Omega 3 takviyesi kullanılmalı.

  • Aşırı yağlı ve şekerli besinlerden kaçınılmalı.

  • Eğer kanda serbest radikal düzeyi yüksek ise yada risk grubunda yer alınıyorsa antioksidan takviyesi kullanılmalı. Seçilecek ürüne bir uzmanla beraber karar verilmelidir.

  • Fazla kilolar biran önce verilmeli.

  • Bol sıvı tüketilmeli.