Sarı nokta ( maküler dejenerasyon ) hastalığı ve Beslenme tedavisi

Düşük karbonhidratlı diyet ile birlikte omega-3 , C vitamin, E vitamini, lütein, zeaksantin tüketen kişilerde MD riskinin daha düşük olduğu gösterilmiştir .

Sarı Nokta Hastalığı (Maküla Dejenerasyonu) kataraktan sonra en çok görme kaybına neden olan hastalıktır. Dünyada en az 30 milyon insanda sarı nokta hastalığı olduğu sanılmaktadır. Klasik tıbbı yöntemler ise ancak hastalık hızını yavaşlatmanın ötesine gidememektedir.  Son yıllarda yapılan araştırmalar başta göz sağlığını destekleyen başlıca beslenme destekleri kuş üzümü, yaban mersini, lütein, zeaksantin, omega-3 ,  D vitamini gibi beslenme desteklerinin  maküla dejererasyonunun gidişini yavaşlattığı hatta kısmen de olsa geriye döndürdüğünü göstermektedir.

Beslenme Makula Dejenerasyona  çare olabilir mi?

Bildiğiniz gibi retina ışığı alıp beyine gönderen ve gözün arkasında bulunan bir tabakadır. Makula gözün arkasında retinanın merkezinde yer alan, gözün ayrıntılı ve merkezi görmeden, dolayısıyla okuma, araba kullanma, yüzleri tanıma gibi görevlerinden sorumlu bölümüdür. Maküla’nın etrafında bulunan retina bölümleri ise çevresel görmeden sorumludur. MD’da retinanın ilgili bölümü zarar görmediği için çevresel görme normaldir. Yaşla birlikte maküla dejenere olabilir, yani yozlaşabilir. MD en çok 60 yaş üzeri kişilerde görülür.

BESLENME

Görme azalması genellikle yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul edilse de aslında çoğu kez modern yaşantımızın sonucunda gelişir. MD’un temel nedeninin makülada serbest radikallerin oluşturduğu yozlaşma olduğu sanılmaktadır.

Göz sağlığını destekleyen başlıca beslenme destekleri kuş üzümü, lütein, zeaksantin, omega-3 ,  D vitamini ve yaban mersinidir.

En önemli antioksidanların başında antosiyaninler gelir . Antosiyaninlerden en zengin yiyecekler kuş üzümü ve yaban mersinidir. Ama bu konuda kuş üzümü yaban mersininden çok daha fazla antosiyanin içerir. 100 gram kuş üzümünde 190-270 mg antosiyanin vardır. Kuş üzümü ayrıca esansiyel yağ asitlerinden de zengindir. Bu özelliği ile MD olan iltihabı da azaltır.

Kuş üzümü yağı da tüketilebilir ama meyvenin kendisinin yenmesi daha uygun olur.

Antosiyaninlerin başlıca etkileri

–      DNA hasarının engeller

–      Bağışıklık sistemini güçlendirir.

–      Kılcal damarların geçirgenliğini ve kırılganlığını azaltır.

–      Zar yapısını güçlendirir

–      Yağ oksidasyonunu azaltır.

Rusyada fareler üzerinde yapılan bir araştırmada yaban mersininin katarakt ve MD’Yi  önlediği gösterilmiştir.

Yeşil yapraklı sebzeler

Lutein ve zeaksantin ksantofil grubundan karotenoidlerdir, sebzelere sarı turuncu rengi verirler. Lütein Latincede sarı demektir. Her iki besin maddesi de makülada yüksek oranlarda bulunur. Lütein daha çok makülada yoğun iken zeaksantin retinanın diğer kısımlarında daha fazla bulunur.

Genellikle önerilen dozlar lütein için günde 10-20 mg, zeaksantin için 2 mg’dır.

Kale (kıvırcık kara lahana) ve ıspanak her ikisi de Lutein ve zeaksantinden zengindir. Yumurta sarısı da Lutein ve zeaksantinden zengindir. Zeaksantinden en zengin bitki kırmızı biberdir .

Yumurta sarısı mümkün olduğunca çiğ tüketilmelidir aksi halde lütein ve zeaksantin hasara uğrayabilir. Yumurtadaki lütein ve zeaksantin miktarı düşüktür (0.25mg/1 sarı) ama bağırsaktan emilimi idealdir.

Omega-3 yağ asiti ve  maküler dejenerasyon ilişkisi

Bir omega-3 yağ asiti olan DHA hem retinanın yapısını hem de fonksiyonlarını destekler.

Omega-3 tüketen kişilerde yaşlanmaya bağlı maküler dejenerasyon %60 oranında daha az görülmüştür. Başka bir çalışmada bu oran %30 olarak bulunmuştur. 2009’da yapılan başka bir araştırmada da benzer sonuçlar elde edilmiştir.

Düşük karbonhidratlı diyet ile birlikte omega-3 , C vitamin, E vitamini, lütein, zeaksantin tüketen kişilerde MD riskinin daha düşük olduğu gösterilmiştir .

D vitamini

2007’de yayınlanan bir araştırmada D vitmini seviyesi ne kadar düşük ise maküler dejenerasyon riskinin de o kadar yüksek olduğunu  göstermiştir. 2011 yapılan benzer bir çalışmada da aynı durum teyit edilmiştir.

Maküler dejenerasyondan korunma

–     Basit şekerlerden uzak durmak ve karbonhidrattan fakir diet

–      25 OH D vit seviyesi 40 – 100ng / mL olacak şekilde D vitamini takviyesi. Bu seviyeye ulaştıktan sonda günde 5000  ünite D vitamini alınması uygundur.

–      Yeterli omega-3 takviyesi almak, diyette 0mega-6 miktarını düşürmek.

–      Günde 1 adet organic  köy yumurtası yemek

–      Ipanak, lahanagillerden zengin beslenmek

–      Yeterli kırmızı biber ve ısot tüketmek

–      Günde en az 2 litre su içilmeli.

–      Günde 3-5 dakika kültür fizik yapılmalı ve yarım saat yürünmeli.

–      Derin nefes alınmalı.

–      Açlık kan insülin düzeyleri 5 ünitenin altında olacak şekilde unlu – şekerli gıdaları azaltma.

–      İltihabın göstergesi olan CRP 0.3 mg / dL’nin altında tutulmalı.

Yukarıdakilere ek olarak

–      EPA+DHA toplamı 2500-3000 mg olacak şekilde balık yağı almak

–      Günde 1 çorba kaşığı kuş üzümü, 1 tatlı kaşığı yaban mersini yemek

Beslenme bülteni

Bir cevap yazın

Merhabalar